
- 3 gün önce gittim doktora. Çok şeker bir hanım. Dedi ki "hafif bronşit geçiriyorsun, bol su iç, bir de şu antibiyotikten alacaksın, öksürük şurubu da öksürüğünü keser". Öksürük şurubu öksürüğü kesmekten ziyade iştahımı kesti. Bronşit ise şu an gribe dönmüş durumda. Oh diyorum kendi kendime, ne kadar güzel, yine yeni bir seneye hasta olarak gireceğim. Her sene aynı şey olmaz mı zaten...
- Cuma, cumartesi iyi gibiyim. Cumartesi sabah, hadi diyorum MJ'e, kalk gidiyoruz basketbol maçı izlemeye! Çağır manzana'yı gelsin! Clairdelune, perajoe'yu çağırıyor ve böylece 5 kız koştura koştura gidiyoruz salona. Bir ara maç dışında her şeyden konuşmuşuz zaten (çünkü 2 kız FB, 2si BJK ve 1 tanesi de GS'li, takımlar arası dostluk nasıl olurmuş görün lütfen!), yine de maçı takip ediyorum da gereken yerlerde "ama bu da kaçmazdı ki şimdi!" ya da "aferin!" tarzı ünlemlerimi de eksik etmiyorum. Makara kukara derken zaman nasıl geçmiş anlamıyoruz, gönüller sohbete doyuyor böylece bir akşam daha.
- Pazar hapşıra tıksıra uyanıyorum. Burnum olmuş tıpkı bir musluk. Al işte, bronşit gitti yerine "hoşgeldin nezle/grip!" temalı pankartımı açasım geliyor. Ve bu da şu anlama geliyor: tüm gün pijamalarınla dolaş, yat, tv izle, kitap oku, vs... hâl kalırsa tabii hapşırıp tıksırmaktan... arada öksürükler de güme gitmesin rica ederim.
- Grip olmak bir bakıma her günü pazar günüymüş gibi yaşamak sanki. Çizgili pijamanın üstüne kapşonlu sweatshirt'ünü geçiriyorsun, kâh yatak odasında yatıyorsun, olmuyor sıkıntı basıyor, kâh gidip televizyon karşısında oturuyorsun, yok yine uyku tutmuyor. Hapşırmaktan başına ağrı giriyor. Ortalık su bardakları ve mendillerle dolu. Yastıkları hepsi ayrı bir yerde sürünüyor. Türlü çeşitli battaniye, değil katlanıp kenara koyulmak, ordan oraya sarkıyor zavallılar. Evin çeşitli köşelerinde de içinde adaçayı poşeti kurumuş ve büzüşmüş bir şekilde duran kupalar, orada burada ilaç kutuları... mecalim yok onu bunu kaldırmaya!
- Bugün yine sabahtan beri çizgili pijamalarım ve ben, et ve kemik gibi bütünleştik. "Suskunlar"ı okuyorum, bitirmemek için elimden geleni yapıyorum ama, o kadar güzel ki anlatımı. Radyoda da TRT NAĞME açık!!!! Ben, hasta olunca karakter değiştiriyorum. Yarasa gibi karanlığa sığınıyorum, her türlü ses kulaklarımı acıtıyor, çalan telefon melodisi bile telefonu duvara fırlatma isteği uyandırıyor ama nasıl oluyorsa bir Buselik makamı bana mutlu anlar yaşatıyor. Tebrik ettim o an sazendeleri... muhteşem bir ara taksim dinledim.
- İşte çizgili pijama deyip durdum da, çizgili pijama aklıma Summer'ı getirdi. Bu filmi izlemeden önce iki tane çizgili pijamam vardı zaten, bu filmden sonra gittim bir tane daha aldım. Özellikle yumuşacık olması ve renkleri insana uykuyu çağrıştırması mutlu ediyor beni. İnsan bir pijama giyince bu kadar da mutlu olmaz ki? Deli miyim neyim...
0 comment:
Yorum Gönder