3 Şubat 2011 Perşembe

Travel


- Hello blog. Şu sıralar bünyemin Mr. Hyde tarafı ortaya çıktığı için keyifsizim. Üstelik bir maratonda koşuyormuşçasına bin tane şeye koşturuyorum. Bu koşturmaca esnasında kendime de şaşırıyorum. Pazar Eskişehir'e gittim mesela. Hayatımda ilk defa Eskişehir'e gitmiş oldum böylece, çok ani bir kararla "Hadi yallah, gidiyoruz!" deyip gidiverdik. Karlar altında sevimli bir şehir gördük. 25 yaşında ve 25ine birkaç ay kalmış kazık kadar insanlar olarak birbirimize kar topu bile fırlattık. Trenle sabahın köründe yolculuk ederken, bir karlı yerleşi yeri, bir karsız yerleşim yeri görmek çok hoşuma gitti. Bir tane karla kaplı mezarlığın önünden geçerken Mor ve Ötesi'nden Araf'ı dinliyor olmam da cuk diye yerine oturdu sanki, çok eski eprimiş bir mezarlıktı ve fotoğrafını çekememek içimde patladı. En büyük gerizekalılık örneğini ise "Aman makina kardan etkilenir!" düşünceleriyle, Eskişehir'in o narin Porsuk'unun, çeşmelerinin ve heykellerinin fotoğraflarını çekmeyerek vermiş oldum. Pişmanım sayın hakim, bir sonraki gidişimde çekeceğim (ölmez de gidebilirsem tabii). Günübirlik Eskişehir'e gidip gelmek de çok yorucuymuş sahiden çünkü sevgili tren ne hikmetse 5 saatte gidip 5 saatte döndü (hani 4 saat sürüyordu İstanbul-Eskişehir arası? Ben anlamadım ne iş...)

- Salı günü kızların maçına gittik clairdelune ile birlikte. Yarabim ne heyecan, ne rekabet, nasıl bir maç... O değil de, küfürler havada uçuşuyor, insanlar sadece deşarj olmaya geliyorlar... Nasıl saygısızca bir izleyiş, maçı izlemiyorlar da küfretmeye geliyorlar bildiğin. Ekaterinburg maçına gittiğimde bu kadar küfürlü izlenmiyordu o maç. Neden böyle yapmak zorundasınız anlamıyorum, hiçbir zaman da anlamayacağım ve anlayamam da zaten.

- Dün de erkeklerin maçındaydık yine clairle birlikte ama birlikte izle(ye)medik (sevgili clair yanımıza gelsen Semih'in babası ile tanışacaktın, cık cık). Jeunehomme ile birlikte izledik maçı (kendisine bu lakabı taktım). Televizyondan izlesem Murat Kosova'nın yine çığlık çığlığa anlatacağını bildiğim olaylar oldu zaten maç boyunca. Sağ elimi yumruk yapmaktan o kadar kasmışım ki eve geldiğimde eklemlerim ağrıyordu... Ayrıca hayatımda bu kadar gaza gelip de hop oturup hop kalktığımı hatırlamıyorum, genelde kibar kibar izleyip alkışlayan bir insan olarak... Demek ki gayet gaza gelinerek de izlenebilirmiş (yok ya Efes maçında da gaza gelmiştim bu kadar, yalan olmasın şimdi).

- Her neyse... şu birkaç gün içerisinde pilim tükendi. Gözlerim kan çanağı oldu (VIP tribününde VIP sıfatını haketmeyip sigara içen kimi insanlar nedeniyle). Her bir yanım ağrıyor ama umrumda değil... Ben yalnızca Mr. Hyde olarak kötücül suratımı gösteriyorum işte bir süredir. Sanırım bu da benim bıkkınlık dönemim. Geçen yıl Mayıs ayında böyleydim, şimdi de böyle bir dönem olacak demek ki.

- Ayrıca trende giderken şahane bir playlist hazırlamıştım kendime, sizlerle paylaşmak istediğim ama sonra o playlisti iptal edip Kopkop!!! türü şarkılar dinlediğimiz için eve geri dönerken, unuttum neler dinlediğimi... hatırlayıp ilk fırsatta listesini hazırlayacağım. Yeah.

- Ha bu arada Adele şahane bir albüm daha çıkarmış, onu da yazmak istiyorum... Bu da kendime post scriptum olsun.

0 comment: